İş

Ekonomi Dünyası: Art arda artışlar, enflasyonu düşürme gibi bir niyetimiz yok

Ucuzluğuyla övünen, devlet yetkililerinin ziyaret ettiği, enflasyonla mücadele için indirim talep eden bir süpermarket zincirindeyim.

Ziyaret ettiğim bir yer değil ama fiyatları kontrol edeyim dedim. Hiçbir fark yok, tüm pazarlarda olduğu gibi burada da aynı…

Biraz meyve aldım ve kasaya gittim. Kasadaki kadın çalışana “Ucuz diye bu kadar gösteriş yapıyorlar ama sizin fiyatlarınız farklı değil” dedim…

“Doğru kardeşim, pek bir fark yok” dedi. Tekrar biraz homurdandım.

“Fazla konuşmamalıyım kardeşim.”

“Konuşma, senin yerine ben konuşuyorum…”

Hafifçe eğildi ve alçak sesle şöyle dedi: “Bize gelip pahalı olduğunu söylüyorlar, oy veriyorsunuz, seçiyorsunuz, sonra gelip bizimle konuşuyorsunuz. Sonra sandıkta değiştirin.”

– Tamamen haklısın.

– Dostum, inanılmaz pahalı ve geçimimizi sağlayamıyoruz, ben de çalışmaya başladım. Çalışmadan önce kredi kartım yoktu, eşimin maaşıyla geçiniyorduk. Şu anda çalışıyorum, kredi kartım var ama geçinemiyoruz.

– Bu kartlar çok tehlikeli, umarım ikincisi olmaz. Birinden borç alıp diğerinin borcunu ödemek…

– Hayır kardeşim, hayır ikinciyi almayacağım…

İNDİRİM DEĞİL ARTTI

Bu böyle. Böyle duyarlı insanlarla beklenmedik yerlerde karşılaşmak çok güzel. Mutlu olduğumuz şey bu, komik…

Eve geldiğimde eşime anlattım. O da bana “Bak bu haberi senin için sakladım” dedi. Gazete sayfasını uzattı. O süpermarket zincirinde indirim yapmak yerine fiyatları artırdılar. 16 Ekim’de pek çok üründe yüzde 50’ye varan indirimler yapacaklarını açıklamışlardı ama mercimekten pirince, zeytinyağından yoğurda yüzde 10 ila 25 arasında fiyatlar artırdılar.

KREDİ KARTI OLMAsaydı KİMSE EVİNİ TAMAMLAYAMAZDI

Kredi kartları olmasaydı herkesin başı dertte olurdu. Vatandaşların kartlarla geçindiği, kart borçlarını borç alarak ödediği bir gerçek.

Yılın ilk 10 ayında (Ocak-Ekim) kredi kartı borçlarının toplamı yüzde 119 artarak 991 milyar liraya ulaştı.

Toplam kredi kartı borcu Aralık 2022’de 452 milyar lira, bir yıl önce ise 348 milyar liraydı. Kredi kartı borcu bir yıl öncesine göre neredeyse üç katına çıktı.

Kart borcu geri ödeme oranı 11,7’ye yükseldi. Yani her 100 kişiden 12’si borcunu ödeyemediği için hukuki yollara başvurdu. Geçen yıl bu oran yüzde 7,4’tü.

KİŞİ BAŞINA KİŞİSEL BORÇ 10 AYDA YÜZDE 58 ARTTI

Tüketici kredileri yıllık yüzde 50 artışla 1 trilyon 449 milyar liraya ulaştı. Kredi kartları ve ihtiyaç kredilerinden oluşan bireysel borç tutarı ise yıllık yüzde 84 artarak 2 trilyon 414 milyar liraya ulaştı.

Böylece 18 yaş üstü nüfusun kişi başına düşen kişisel borcu 38 bin 500 liraya yükseldi. Geçen yılın sonunda bu rakam 24 bin 400 liraydı.

GIDA ENFLASYONU DÜŞMÜYOR, ÇÜNKÜ ARTIŞLAR ARTIŞLARDAN SONRA YAPILIYOR

Ekim ayı enflasyonu açıklandı, tüketici enflasyonu yüzde 62,36, gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 72 oldu. Bunlar normal resmi bilgiler… ENAG’a göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 126.

DİSK-AR’a göre gıda enflasyonu en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunda yüzde 113, ikinci yüzde 20’lik gelir grubunda yüzde 94, emeklilerde ise yüzde 88 oldu.

Gıda enflasyonunda dünya dördüncüsüyüz. Diğer ülkeler Ekim ayı verilerini açıklamadıkları için Eylül ayı verileriyle ilgili durum şöyle: Venezuela (yüzde 318), Lübnan (yüzde 239), Arjantin (yüzde 150), Türkiye (yüzde 75).

Ekim ayında yüzde 61,4 olan tüketici enflasyonunu etkileyen faktörlere kısaca göz atalım; Yüzde 20’si kur artışı, yüzde 10,4’ü fiyat artışları, yüzde 10,3’ü talep, yüzde 8,8’i fiyat artışları ve geriye kalan yüzde 13’ü diğer faktörlerden oluşuyor. Döviz kurundaki artışın ardından gelen temel sebep, özel sektörün sürekli olarak mal ve hizmet fiyatlarını artırması…

‘ENFLASYONU DÜŞÜRME YETENEĞİ VAR AMA NİYET YOK’

Enflasyonla ilgili çarpıcı bir tespit eski Merkez Bankası başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara tarafından yapıldı. Geçtiğimiz hafta düzenlenen çalıştayda konuşan Prof. Dr. Hakan Kara, “Enflasyonu neden düşüremiyoruz?” Soruya “niyet ve yetenek” perspektifinden yaklaşarak, “Bence, yetenek var. Daha önce ulaşılmıştı, ama niyet yok.” Dedi.

Biliyorsunuz Merkez Bankası bu ayın başında 2023 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 58’den yüzde 65’e, 2024 yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 33’ten yüzde 36’ya çıkardı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi politikasını enflasyonun getirdiği yoksulluğun ve eşitsizliğin derinleşmesi, fiyatların düşmesi ve işsizliğin artması olarak özetleyebiliriz.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından önümüzdeki aylarda para musluklarını gevşetecek olan hükümet, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ağır kemer sıkma politikalarına geri dönecek ve çalışanlar acı ilacı bir kez daha düşük fiyatla içmek zorunda kalacak. maaş artışları, yüksek zamlar, faiz ve vergi artışları. katılaşmış.

Çalışmanın özeti; Ekim 2021’de yapay olarak faiz indirmeye başladığımızdan beri arabayı doğru yola sokamadık. Ne yaparsak yapalım olmuyor çünkü artık toplumda enflasyon beklentisi var. Bunu kırmak çok zor…

S&P: TÜRKİYE ORTALAMANIN ALTINDA BÜYÜYECEK

Kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s (S&P), Ekim ayında gelişen piyasalar raporunu yayınladı. S&P’ye göre Türkiye’nin büyüme hızı önümüzdeki yıllarda son beş yılın ortalaması olan yüzde 4,2’nin oldukça altında kalacak. S&P, 2023’te yüzde 3,5, gelecek yıl yüzde 2,3 ve 2025’te de yüzde 2,9 büyüme bekliyor. Rapora göre, petrol fiyatlarının düşük kalmaya devam etmesi halinde, net enerji ithalatçısı ülkelerde faiz oranlarında ve enflasyonda bir duraklama ya da düşüş yaşanabileceği, Türkiye dahil.

ABD’DE SEÇİMLERE BİR YIL kala BİDEN EKONOMİSİ KONUŞULUYOR

Dünya ekonomisindeki gelişmeleri konuşalım…

ABD’de seçimlere tam bir yıl kaldı. Lider Joe Biden ile eski lider Donald Trump arasında rövanş maçı yapılacak. Burada kilit nokta ekonomi… Pek çok gösterge Biden döneminde ekonominin güçlü performans gösterdiğini gösterse de ciddi sorunlar da var.

En değerli olumlu gösterge; İstihdam cephesinde… Biden göreve geldiğinden bu yana işverenler 14 milyon yeni istihdam yarattı ve işsizlik oranı aylardır son 50 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor.

Biden ayrıca Amerika’nın kırsal alanlarının yeniden inşasını desteklediğini ve ekonomiyi canlandırdığını iddia ettiği Altyapı Yatırımı ve İş Yasası gibi önemli ekonomik başarılarıyla da övünüyor. Hatta bir konuşmasında şöyle demişti: “Bidenomics, Amerikan rüyasını söylemenin başka bir yoludur.” ABD ekonomisi, küresel yavaşlamaya rağmen son çeyrekte yaklaşık yüzde 5 oranında büyüdü.

Biden ekonomisinin olumsuz tarafı ise; şişirme. Fiyatlarda ciddi artışlar oldu ve fiyatlar yavaş yavaş artıyor. Cumhuriyetçiler, 2022 yazında 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşan tüketici fiyatlarının artmasından Beyaz Saray’ın ekonomi politikalarını sorumlu tutuyor.

Piyasalar cephesinde Biden için kısmi bir artı yaşanıyor. S&P 500 endeksi, Biden’ın göreve gelmesinden bu yana neredeyse yüzde 15 değer kazandı ve Federal Reserve’ün (FED) tarihi faiz sıkılaştırma politikasının neden olduğu çöküşün çoğunu atlattı.

ANKETLER ÇOK PARLAK BİR DURUMDA DEĞİLDİR.

Ancak anketlere göre seçmen Biden’ın ekonomide o kadar da başarılı olduğunu düşünmüyor. New York TimesTimes/Siena’nın ortak anketine göre, seçmenlerin yalnızca yüzde 2’si ekonominin mükemmel olduğunu düşünüyor.

Siyah seçmenlerin yüzde 48’i ve 30 yaşın altındaki seçmenlerin yüzde 59’u ekonomiyi kötü olarak değerlendirdi. Ayrıca 30 yaşın altındakilerin yüzde 57’si, Hispaniklerin yüzde 55’i, kadınların ise yüzde 52’si Trump’ı tercih ediyor.

DÜNYA EKONOMİSİ: GERÇEK Olamayacak Kadar İyi…

Küresel kapitalizmin medya organı diyebileceğimiz şey Ekonomist Geçen haftaki kapağında, yarı çökmüş bir köprüden boşluğa doğru yürüyen bir kadın ve köpeğini resmeden dergi, “Gerçek olamayacak kadar güzel: Dünya ekonomisinin kalbindeki çelişki” başlığını kullanmıştı. Dergide, ekonomistlerin artan faiz ortamında sakin olacağı yönündeki varsayımlarının gerçekleşmediğine değinildi.

“Savaşlar tüm şiddetiyle devam ederken ve jeopolitik iklim kararırken bile dünya ekonomisi önlenemez bir neşe kaynağı haline geldi.” Ekonomist,Dünya ekonomisinin yer çekimine meydan okuduğunu ancak durumun böyle devam edemeyeceğini savundu.

Dergiye göre, Amerikan ekonomisinde büyüme, enflasyonun gerilemesi, merkez bankalarının faiz artışlarının durması, Çin’de yavaş da olsa canlanma işaretleri gibi olumlu gelişmeler yaşanıyor.

Ekonomist“Fakat ne yazık ki bu sevinç çok uzun süremez. Bugünkü büyümenin temelleri istikrarsız görünüyor. İleriye bakın, birçok tehdit var.”

ABD EKONOMİSİNDEKİ CANLILIĞIN NEDENİ 1 TRİLYON DOLAR PANDEMİ PARADIR

Ekonomist,ABD ekonomisinin beklenenden iyi gitmesinin nedenlerinden birinin de tüketicilerin pandemide biriken parayı harcaması ve hâlâ trilyonlarca dolarlık “tasarruf fazlası” kalmasının olduğunu, bu para bittiğinde faiz oranlarının artacağını belirtiyor. Yeterince sert ısırmaya başlayacak ve dünya ekonomisi uzun süre yüksek kalacağı için sorunlar ortaya çıkacak.

Ayrıca artan kamu borçlarının büyük sorun olduğuna vurgu yapılarak, “İşsizliğin düşük olduğu bir dönemde bu tür borçlanma şaşırtıcı derecede pervasızca yapılıyor. Şu anda zengin dünyada devlet borçlarının GSYH’ye oranı en yüksek seviyesinde. Napolyon savaşlarından bu yana en yüksek seviye.”

Borçlanmadaki artışın tahvil piyasasındaki satışların ve faizlerdeki artışın arkasında olduğunu belirten Dr. Ekonomist‘a göre bu durum, mali piyasaların kamu borçlarını finanse edememesinden kaynaklanıyor.

MOODY’S ABD’YE GÖRÜNÜMÜ ‘OLUMSUZ’ YAPTI

Nitekim kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Cuma günü ABD’nin kredi notunun görünümünü “durağan”dan “negatif”e düşürdü. Kuruluş, ülkenin kredi notunun en yüksek yatırım yapılabilir seviye olan Aaa olduğunu doğruladı. Bu değişiklik, borç ödeme giderlerindeki önemli artışa ve “yerleşik siyasi kutuplaşmanın” varlığına bağlanıyor.

Moody’s, Küresel Makro Görünüm 2024-25 Raporu’nda da yüksek faiz oranlarına dikkat çekerek, bunun kredi kanalları aracılığıyla reel ekonomiye yayılmasıyla küresel ekonomideki büyümenin 2024 yılında yavaşlayarak yüzde 2,1’e gerilemesinin beklendiğini belirtti. Raporda, merkez bankalarının sıkı politika duruşlarını sürdürmeleri nedeniyle 2024 yılında talebin yavaşlaması ve enflasyonun soğumaya devam edeceği belirtilirken, beklenmedik şoklar yaşanmadığı sürece 2025 yılında küresel büyümenin güçlenmesinin beklendiği kaydedildi.

SÜPER GÜÇLER ARASINDAKİ GERİLİMDE YUMUŞAMA DÖNEMİ BAŞLADI MI?

Bu hafta dünyanın iki büyük gücü arasındaki gerilimin azalmasına katkı sağlayacak çok önemli bir tepe var. ABD Başkanı Biden ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, çarşamba günü bir yıl aradan sonra ilk kez yüz yüze görüşecek. İki cumhurbaşkanı Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinde bir araya gelecek. Liderler arasındaki toplantının saatler sürmesi ve Pekin ve Washington’dan üst düzey heyetlerin katılması bekleniyor.

Ayrıca Xi Jinping, ikili zirvenin ardından bir akşam yemeğinde Amerikalı üst düzey yöneticilerle bir araya gelecek ve iş dünyasının ileri gelenlerine bir konuşma yapacak.

Zirve öncesinde yapılan temaslarda taraflar, dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ve ticaret yoluyla ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlı kalan iki büyük güç arasındaki bağları güçlendirmeye çalıştıklarını belirtti.

Gerginliğin hafifletilmesine yönelik ilk ama önemli adımlar, ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ile Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında geçen hafta San Francisco’da iki gün süren görüşmelerde atıldı. İki yetkili, “sağlıklı bir ekonomik ilişki” için çaba göstermeleri ve birlikte daha yapıcı bir şekilde çalışmaya çalışmaları gerektiği sonucuna vardıklarını söyledi.

Janet Yellen, “Biz ekonomimizi Çin’den ayırmaya çalışmıyoruz. Bu hem ABD’ye hem Çin’e zarar verir, dünyayı istikrarsızlaştırır.”

GERİLİM VE YAPTIRIMLARIN DÜNYA EKONOMİSİNE BEDELİ

İki süper güç arasındaki yumuşama dünya ekonomisi açısından olumlu bir gelişme. Çünkü yaptırımlar ve kutuplaşmanın dünya ekonomisine maliyeti çok yüksek.

IMF’nin blog sitesinde yer alan “Küresel ekonomik kutuplaşmanın yüksek maliyeti” başlıklı araştırmada, büyük uluslararası ticaret kısıtlamalarının küresel ekonomiyi uzun vadede yüzde 7’ye kadar, yani günümüz dolarıyla yaklaşık 7,4 trilyon dolara kadar küçültebileceği vurgulanıyor. IMF’ye göre, her yıl getirilen yeni ticaret engellerinin sayısı 2019’dan bu yana neredeyse üç katına çıkarak geçen yıl neredeyse 3.000’e ulaştı.

Bu konudaki en yeni uyarı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından yapıldı. Lavrov, ABD’nin ülkesine uyguladığı yaptırımlarla Avrupa’yı iflasa sürüklediğini belirterek, “Son 1,5 yılda en mütevazı tahminlere göre Avrupalı ​​şirketler Batı’nın tek taraflı yaptırımları nedeniyle 250 milyar Euro zarara uğradı. Bu da bir rakam” büyük bir rakam.”

GEÇEN HAFTA NELER OLDU?

Wall Street’te yükseliş devam ediyor. Özellikle teknoloji paylaşımları başı çekiyor. Microsoft tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Haftalık bazda Dow Jones endeksi yüzde 0,6, S&P 500 ise yüzde 1,1 yükseldi. Teknoloji hisseleriyle dolu olan Nasdaq yüzde 2 oranında artış gösterdi. Avrupa borsaları haftayı hafif düşüşlerle tamamladı.

Altın fiyatları perşembe gününe kadar 1.950-1.990 bandında dalgalandı ve 2.000 doların üzerine çıkamadı. Ancak Cuma günkü satışlarla haftayı 1.937 dolardan kapattı. Altının haftalık kaybı yüzde 3,1 oldu.

Petrol fiyatları Ukrayna ve İsrail-Hamas savaşlarına rağmen düşmeye devam ediyor. Haftaya varil başına 80,5 dolardan başlayan Brent petrol, Cuma gününü yüzde 3,7 düşerek 77,17 dolardan kapattı.

NEW YORK TIMES DA SORUYOR: PETROL NEDEN DÜŞÜYOR?

New York Times Gazetemizde geçen hafta yazdığımız gibi, “Ortadoğu’da savaş kızışırken petrol fiyatları neden düşüyor?” Konuyu şu başlık altında inceledi: Gazeteye göre, “Enerji piyasaları şu ana kadar İsrail ile Hamas arasındaki çatışmayı görmezden geldi ve bunun yerine talebin azalacağı tahminlerine odaklandı.”

Çatışmalar petrol arzında çok az aksamaya neden oldu ve piyasaya yönelik acil bir tehdit olmadığı sonucuna varıldı. Özellikle talepte azalma bekleniyor. En büyük petrol ithalatçısı olan Çin’de ve diğer büyük tüketicilerde yaşanan ekonomik sıkıntılar, talep konusunda karamsar bir hava yaratıyor.

Ayrıca 2024 yılı petrol açısından zor bir yıl olacak. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki benzin tüketiminin, daha verimli araç motorları, artan sayıda elektrikli araba ve daha fazla insan hibrit çalışma düzenlemelerine geçtikçe daha az işe gidip gelme nedeniyle gelecek yıl azalması bekleniyor.

BU HAFTA NELER OLACAK?

Bu hafta herkesin odağı ABD’de merakla beklenen enflasyon verisi olacak. Ayrıca perakende satışlar, üretici fiyatları, sanayi üretimi, inşaat izinleri ve konut başlangıçlarına ilişkin bilgiler ile Merkez Bankası (FED) yetkililerinin konuşmaları da öne çıkacak.

Çin’de yeni krediler, sanayi üretimi, perakende satışlar ve sabit sermaye yatırımlarına ilişkin veriler ilgi odağı olacak.

Japonya, Hollanda, Polonya, Rusya ve Malezya’nın üçüncü çeyrek GSYİH büyüme oranları açıklanacak.

Türkiye’de bugün cari açık ve perakende satış verileri, Salı günü otomobil üretimi, Çarşamba günü bütçe istikrarı ve Perşembe günü döviz rezervleri verileri açıklanacak.

haberkadinhani.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu